GAZETE YAZARI

Vize vermiyormuş, vermezse vermesin ulan!...

12 Ekim 2017, 04.00
Faruk Aksoy

Faruk Aksoy

İnsan kime yalvarıyorsa, kimden medet umuyorsa hayrın ve şerrin ondan geldiğine inanıyor ve ona tapınıyor demektir.

“İçimizdeki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi helak mı edeceksin?” diye korkarak ve yalvararak soru sorduğunuz makam, kime ve neye iman ettiğinizin de ispatıdır.

Vize vermiyormuş, vermezse vermesin ulan!...

Vize vermiyormuş, vermezse vermesin ulan!...

Haber Merkezi


Adam çıkmış, partisinin grup toplantısında konuşuyor, diyor ki:

“İçimizdekilerin yaptıkları yüzünden bizi cezalandıramazsın, onların hatasını bize ödetemezsin, biz sana muhtacız, her şeyin senden geldiğine inanırız, hastamız var, öğrencimiz var, bize kapılarını kapama, bize acı, lütfen bize acı…”

Yahu ayıptır, yazıktır, bunlar ne biçim konuşmalar böyle, insanda biraz onur, biraz gurur, biraz haysiyet olur!

“Amerikan Doları üzerinden ticaret yapmayalım, milli paramızla, altınımızla, kendi işimizi kendimiz görelim, elalemin parasına puluna yoktan yere değer kazandırmayalım, hava parası vermeyelim” diyen Türkiye cezalandırılıyor, bizim sünepeler de, bu hırsızlar çetesine yalvarıyor.

“Aman!” diyor, “Aman iktidar etti, sen eyleme, bizi düşün, biz senin sadık kullarınız, bak ‘senden olmak istiyoruz’ diye, saçma sapan bir ideoloji bile icat ettik, kıyma bize, senin pasaportun, senin vizen, bizim amel defterimizdir, bizi helak etme...”

Eee hani siz özgürlükçüydünüz, sağcılar Amerikancıydı, hani siz filoları miloları taşlamıştınız, Amerikan emperyalizmine dur demiştiniz de sağcılar memleketi küçük Amerika yapmışlardı?

Ne oldu, yemiyor değil mi, öyle taşla başla olmuyor bu işler…

Bak, tıpkı İstiklal Harbi'ni yaptığımız dönemdeki gibi soysuzlar çetesi bir olmuş, gelmiş bizim kapının dibinde terör devleti kuruyor, coğrafyayı paramparça ediyor.

Hani doksan sene önce sağcılar, hilafetçiler, İslamcılar memleketi peşkeş çekmişti ya(!), hani seninkiler hepimizi kurtarmıştı ya, seninkiler olmasaydı soyumuz sopumuz belli olmayacaktı ya, ne oldu o iş, doksan senede “özgür ruhun” örselendi mi, bir eser kalmadı mı?

“Amerikancı” dediğin sağcılar, gidere gider yapmayı bırak, “Beş bin ülkücü hazır, daha fazlasını söylemeyelim, siz anlayın artık” diyor, sen vize derdindesin, harbi sen ne ayaksın?!...

15 Temmuz akşamı bankamatik kuyruğundaydın, şimdi de vize kuyruğundasın, hayatın milletin kuyruğu olmakla geçti, utanmadan salya sümük ağlıyorsun, “New York’u görmeden ölürsem halim nice olur” diyorsun.

Hepinize, topunuza yazıklar olsun!

Bundan sonra tutmayacağım çenemi, ağzıma geleni söyleyeceğim size, yalancısınız, dün de yalancıydınız, bugün de yalancısınız, ömrünüz milleti kandırmakla, mandacılıkla, emperyalist baronlara uşaklık etmeyle geçti, hayatınızın özeti buydu, hala aynı yoldasınız.

Hiçbir zaman özgür olamadınız, gerçek bağımsızlık nedir, bunu bir kere bile tatmadınız, şairin dediği gibi, bu topraklarda batılı canavarların “gönüllü ajanlığını” yaptınız, hepsi bu!

Vize vermiyormuş, vermezse vermesin ulan!...

Adam olun, dik durun, insanın haysiyeti vardır, “insan açlıktan ölür, ağzında kürdan bulunur”, açlığını kimseye belli etmez, ölür ama onuruyla ölür!...

Vize vermiyormuş, vermezse vermesin ulan!...

Biz bu topraklara vizeyle mi girdik, Ötüken’den çıktık, bin beş yüz yıldır öle öle çoğalıyoruz, vurula vurula yürüyoruz.

Vize vermiyormuş, Türkiye diz çökerse, af dilerse, hatasını anlarsa durumu düzeltmek için elinden geleni yaparsa, beyefendiler tekrar düşüneceklermiş.

Az biraz tarih bilen herkes bilir, yeryüzünde böyle kalleş, böyle alçak, böyle azgın, böyle canavar bir devlet hiç kurulmadı, insanlık Amerika gibi bir projeyi hayata geçirdiği için gerçekten cehennemi hak ediyor.

Saygı bilmez, örf bilmez, adet bilmez, medeniyetten nasibini almamış haydutlar çetesi bunlar; bunlar için bir yerin sahibi kimdir, kimler yaşamıştır, kimlerin mezarı vardır, hiç önemli değildir.

Borcumuz mu var sana, senin toprakların mı burası, ne emeğin var bu coğrafyada, kurulduğun günden beri sadece yakıyorsun, yıkıyorsun, memleketlerimizde bir tane kubbe, bir tane minare bırakmadın, kolu bacağı kopmamış bir tane Iraklı, bir tane Yemenli, bir tane Filistinli kalmadı, Allah belanı versin senin, alçak adam!

Vize vermiyormuş, vermezse vermesin ulan!...

Belki bin yıl sonra, belki iki bin yıl sonra topraklar yine kazılacak, yine insan iskeletleri ortaya çıkacak ve ne olacak biliyor musun?

O devrin bilim insanları şunu diyecekler:

“Bir zamanlar Amerika diye bir devlet vardı, su yerine kan içerdi, ekmek yerine insan eti yerdi, bu gördüğünüz eksik uzuvlu iskeletler, işte o Amerika’nın elinden kaçıp kurtulmaya çalışırken gövdeleri yarım kalmış günahsız insanların iskeletleridir, şükürler olsun ki, insanlık elbirliği ile o barbarlar çetesini bir daha geri dönmemek üzere tarihe gömdü…”

Vize derdiyle dertlenen, geceleri uyuyamayan, kansere yakalanan arkadaş, sen korkma, senin iskeletin sağlam olacak.

Senin iskeletin, Amerikan konsolosluğu önünde vize kuyruğunda bekleyenlerin defnedildiği mezarlıktan çıkarılacak, başın önde, belin hafif eğik, yüzüne yapışmış ekşi bir gülümsemeyle, fiyakası yerinde tam bir iskelet olarak sergileneceksin.

Hiç merak etme…  

SON DAKİKA

#title#

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz. Beni Haberdar Et