GAZETE YAZARI

AK Parti’ye nasıl zarar verilir?

21 Nisan 2017, 04.00
Kemal Öztürk

Kemal Öztürk

1969 yılında Ağrı’da doğdu. Orta öğrenimini Sakarya’da tamamladı. Marmara Üniversitesiİletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Öğrenciliği esnasında çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yayınlayarak yazı hayatına atıldı. 1995 yılında Yeni Şafak Gazetesi’nde profesyonel gazeteciliğe başladı. 1997 yılında Kanal 7 televizyonuna transfer oldu ve televizyon haberciliğine başladı. Haberciliğin yanı sıra belgesel hazırlamaya başlayan Öztürk’ün ilk belgeseli Sarıkamış oldu. Recep Tayyip Erdoğan’ın hayatını konu edinen ilk belgesele imza attı. Sonrasında İlk Meclis, Yemen, 1999 Depremi, Türkiye’de kadın hareketi tarihi ve Halide Edip, Osmanlı Modernleşmesi ve Pera gibi konularda birçok belgesele imza attı. 1999 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın en iyi belgesel ödülüne layık görüldü. 1999 yılında Amerika ve Kanada’ya giderek yabancı dil eğitimi aldı ve belgesel alanında araştırmalar yaptı. 2003 yılında TBMM Başkanı İletişim Danışmanı oldu. İki yıl sonra TBMM Başkanı Başdanışmanlığına getirildi. 2008 yılında AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanı olarak görev aldı. 2009 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Basın Danışmanlığı görevine getirildi. İki yıl boyunca Başbakan Erdoğan’ın basınla ilişkilerini koordine etti. 3 Ağustos 2011 tarihinde Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür olarak atandı. 1 Aralık 2014 tarihinde “kişisel prensip ve ilkeleri” nedeniyle, 3 yıl 4 ay sürdürdüğü, AA Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Genel Müdürlük görevinden istifa ettiğini duyurdu. 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren Yeni Şafak Gazetesi’nde köşe yazarı oldu. 18 Şubat 2015 tarihinde de Katar’ın önemli gazetelerinden Al Şark Gazetesi’nde yazıları yayımlanmaya başladı. İyi derecede İngilizce bilen Öztürk, evli ve 3 çocuk babasıdır.

Önceki gün sosyal medyada patlayan bir olay, her kesimden ve seviyeden binlerce, on binlerce insanın bir anda içindeki öfkeyi ve kızgınlığı gün yüzüne çıkardı. Bu, büyük bir travmanın, içten içe kanayan bir yaranın habercisi ve dışa vurumudur.

Meseleyi, verilen tahribatı, insanların derdini, neden bu denli büyük tepki verdiklerini anlatayım.

MAVİ MARMARA ŞEHİTLERİNE DİL UZATAN ADAM

Önceki gün sabah, muhafazakar camianın en önemli isimlerinden merhum Enver Ören'in kurduğu televizyonda, bu camia ile uzaktan yakından ilişkisi olmayan iki kişinin yaptığı program vardı.

Her zamanki gibi, parmak sallayarak, insanları tehdit ederek, bu ülkenin en önemli projelerinden TRTWORLD'de çalışanların tümünü “hainlikle” itham ederek, AK Parti içindeki insanları türlü türlü suçlarla etiketleyerek işe başladılar. Aslında her zamanki tipik davranışlarını sergilediler. Dindar ve muhafazakar insanları düşmanlaştırdılar yani. İçim cız etti. Merhum Enver Ören yaşasaydı aynı acıyı hissederdi diye düşündüm.

Sonra yazacağım yazı için AK Parti yöneticilerini, teşkilatını aramaya başladım. Amacım “buruk galibiyet” olarak tanımladığım referandumda, oyların neden düşük çıktığını anlamaktı. Ankara'da, Anadolu'da ve İstanbul'da görev yapan AK Partililerin sıraladığı dört, beş gerekçeden biri, son yıllarda ortaya çıkan, suçlayıcı, ayrıştırıcı, ötekileştirici, nefret dilinin yarattığı rahatsızlıktı.

Notlarımı derlerken, akşam saatlerinde, sosyal medyaya bir video düştü. Adını anmayı zül kabul ettiğim biri, Mavi Marmara gemisine katılan insanları ve orada şehit olanları “manyak tipler” diye tanımlayıp, “Reis'in” İslamcıları hemen partiden tasfiye etmesini istiyordu.

Yanındaki kişilerin de AK Parti'yle, muhafazakarlıkla alakası yoktu ve onlar da bu fikre hararetle destek veriyordu. Bu video, 17 Nisan günü başka bir televizyon kanalındaki programdan alınmıştı.

İnsanlar işte bu videodan sonra isyan etti. On binlerce kişi mesaj attı, Türkiye devletinin resmi şehit kabul ettiği insanlara, “manyak tipler” diyen adama tepki yağdırdılar. Tepkiler bu yazı yazılırken devam ediyordu. Aslında isyan ettikleri şey, bu insanın temsil ettiği zihniyet, dil, anlayış ve çevreydi.

DİNDARLARIN PARASIYLA, DİNDARLARI DÜŞMANLAŞTIRMAK

Düşünsenize, muhafazakar insanların paralarıyla kurulmuş gazetelerde, parayla yazıp, dindar insanları düşmanlaştırıyorlar. Dindar insanların kurduğu televizyonlarda, yine dindar insanları, “kripto, FETÖ'cü, hain, satılmış, Kraliçe'nin adamı, Amerika'nın adamı” diye suçluyorlar. Cesur değil, cüretkarlar. Hiçbir şey umurlarında değil. Kimse de bunlara “sen kimin adına konuşuyorsun, sus” demiyor.

İnternette duvardibi diye bir site açtılar. 28 Şubat döneminde, gizliden açılan ulusalcı sitelerin aynısı. Orada AK Parti'nin kurucularına, devlet adamlarına, şu andaki bakanlarına, milletvekillerine, yazarlarına, aydınlarına ağza alınmayacak küfürler ediyor, başörtülü yazarların namusuna dil uzatıyorlar. Devletin en gözde kurumlarını, bürokratlarını, yöneticilerini orada ahlaksızca suçluyor, iftira atıyor, karalıyorlar.

Bitmedi. Belediyeleri, kurumları arayıp, insanları işten attırıyor, ekmekleriyle oynuyorlar. İş dünyasında, bürokraside ve siyasette örgütleniyorlar. Hedeflerinde tamamen dindar, muhafazakar insanlar var. Ne ilginçtir ki, bu insanların taktikleri ve tutumları, FETÖ'cülerle neredeyse aynı.

Muhafazakar camianın çok sıkıntı çektiği 28 Şubat yıllarında bile, hasımlarımıza böyle şeyler yapmadık, söylemedik. Hiçbir gazetemizde, televizyonumuzda böyle bir dil, böyle bir tavır görülmedi. O yüzden bunlar lejyoner ve bu tutum da lejyoner bir hastalık diyorum.

AK PARTİ'DEN ADAM EKSİLTME

Bu dili kullanan insanlar kibirli, ukala, cahil, cüretkar, menfaatçi, kraldan çok kralcı ve kesinlikle psikolojik sorunlu. Sonradan bu insanların yukarılarda itibar gördükleri, en önemli projelerde yer aldığı, en önemli işlerde çalıştığı görülünce, insanların kafaları karıştı. İşte bu, içten içe bir yaranın kanamasına, derinleşmesine neden oldu.

İnsanlar yaralandı, çünkü bu sorunlu kişilerin yaptığı her şey, her tutum, her davranış aslında AK Parti içinde adam eksiltmeyi, muhafazakar camiada bir bölünmeyi, ayrışmayı, kırgınlığı, öfkeyi büyütmeyi amaçlıyordu.

'Dindar insanlara, muhafazakarlara, eski kurucu siyasetçilere hakaret etmenin, referandumda ne kadar oy getireceği hesaplanıyor?' sorusu cevapsız kaldı zihinlerde.

Bu insanlar bunu menfaatleri için, daha çok alan kapmak için yapıyorsa bu 'az' bir tehlikedir. Ya bu insanların üstünde bir akıl varsa, ya dışarıyla bir linkleri varsa, ya bunu belirlenmiş bir hedef için yapıyorlarsa? İşte bu 'çok büyük' bir tehlikedir.

AK PARTİ'NİN İMAJ KAYBI BU DİL YÜZÜNDEN OLDU

AK Parti, Türkiye'nin en seviyeli, en reformcu, en entelektüel partisiyken, şimdi AK Parti adına konuştuğunu, hatta gücünü “Reis'ten” aldığını söyleyen bu tipler yüzünden sahip olduğu algıya bakın. Sadece AK Parti adına değil, ülke adına çok üzücü.

16 Nisan öncesi araştırmalarda, AK Parti tabanında birçok insanın bu dilden çok rahatsız olduğu tespit edilmişti ve ben de yazmıştım (1 Şubat 2017).

'AK Parti'ye en iyi nasıl zarar verilir?' diye sorulsa, 'en iyi bu kötü niyetli, kötü üsluplu insanların eliyle verilir' derler sanırım.

Yaşananlar, insanların gönlünde yara açıyor, uzaklaştırıyor, kırıyor ve öfkelendiriyor. Önceki gün olduğu gibi, bir kriz anında patlamalara neden oluyor. İnsanlar Cumhurbaşkanı Erdoğan'a olan saygıdan ve sevgiden sabrediyorlar hala.

16 Nisan, AK Parti için bir yenilenme, bir dönüşüm fırsatı veriyor. Geç kalmadan büyüklerimizin bunu iyi değerlendireceğini umut ediyorum.

SON DAKİKA

#title#

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz. Beni Haberdar Et