GAZETE YAZARI

Kudüs sorununu başka türlü tartışmak

07 Aralık 2017, 04.00
Kemal Öztürk

Kemal Öztürk

1969 yılında Ağrı’da doğdu. Orta öğrenimini Sakarya’da tamamladı. Marmara Üniversitesiİletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Öğrenciliği esnasında çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yayınlayarak yazı hayatına atıldı. 1995 yılında Yeni Şafak Gazetesi’nde profesyonel gazeteciliğe başladı. 1997 yılında Kanal 7 televizyonuna transfer oldu ve televizyon haberciliğine başladı. Haberciliğin yanı sıra belgesel hazırlamaya başlayan Öztürk’ün ilk belgeseli Sarıkamış oldu. Recep Tayyip Erdoğan’ın hayatını konu edinen ilk belgesele imza attı. Sonrasında İlk Meclis, Yemen, 1999 Depremi, Türkiye’de kadın hareketi tarihi ve Halide Edip, Osmanlı Modernleşmesi ve Pera gibi konularda birçok belgesele imza attı. 1999 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın en iyi belgesel ödülüne layık görüldü. 1999 yılında Amerika ve Kanada’ya giderek yabancı dil eğitimi aldı ve belgesel alanında araştırmalar yaptı. 2003 yılında TBMM Başkanı İletişim Danışmanı oldu. İki yıl sonra TBMM Başkanı Başdanışmanlığına getirildi. 2008 yılında AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanı olarak görev aldı. 2009 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Basın Danışmanlığı görevine getirildi. İki yıl boyunca Başbakan Erdoğan’ın basınla ilişkilerini koordine etti. 3 Ağustos 2011 tarihinde Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür olarak atandı. 1 Aralık 2014 tarihinde “kişisel prensip ve ilkeleri” nedeniyle, 3 yıl 4 ay sürdürdüğü, AA Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Genel Müdürlük görevinden istifa ettiğini duyurdu. 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren Yeni Şafak Gazetesi’nde köşe yazarı oldu. 18 Şubat 2015 tarihinde de Katar’ın önemli gazetelerinden Al Şark Gazetesi’nde yazıları yayımlanmaya başladı. İyi derecede İngilizce bilen Öztürk, evli ve 3 çocuk babasıdır.

Kudüs duyarlılığımız tartışılmaz. Dün, bugün Kudüs konusunda eminim duyarlılığımızı arttıracak, duygularımızı kabartacak ve öfkemizi bileyecek çok yazı okumuşsunuzdur. 

Ancak Kudüs’ü tartışma şeklimiz, gündeme getirme biçimimiz, soruna bakış açımız acaba farklı olabilir mi? Herkesin yoğun duygusallıkla konuştuğu bir ortamda, başka bir bakış açısıyla konuyu tartışmayı deneyeceğim.

Kudüs sorununu başka türlü tartışmak

Kudüs sorununu başka türlü tartışmak

Haber Merkezi


KUDÜS, SADECE MÜSLÜMANLARIN SORUNU MU?

Başka bir açıdan Kudüs sorununu gündeme getirme fikri, Belkıs İbrahimhakkıoğlu önderliğinde, fedakar bir kadın gurubu tarafından geçen yıl kurulan Kudüs Platformu istişare toplantısında aklıma gelmişti.

Kudüs sorununu gündemde tutan, bunun için uğraşanlar neredeyse bir avuç müslüman. Bunlar da ‘radikal, aşırı dinci’ diyerek dışlanmaya çalışılıyor. Müslümanların Kudüs diskuru da konuyu radikalleştirmeye, uçlara taşımaya müsait.

Oysa Kudüs’ün statüsü, tarihî ve dinî yapısı aslında üç din için de çok önemli. Yani Kudüs sorunu üç dinden insanı da ilgilendiriyor. Hristiyanların da en az müslümanlar kadar, Siyonist olmayan yahudilerin de en az hıristiyanlar kadar Kudüs sorunu vardır. Ancak bu konuda bir platform olmadığı için, Kudüs sorunu üç dinin mensuplarının ortak problemi haline gelmiyor bir türlü.

Ayrıca şunu da görmemiz lazım, tek başına müslümanların gücü bu sorunu çözmeye yetmiyor. Yüz yıldan fazladır işgal altındaki topraklarda, milyonlara varan mülteci, onbinlere varan ölümler, savaşlar olmasına rağmen sorun çözülemedi. Aksine daha çok müslümanların aleyhine ilerledi. Bu nedenle sorunun ortak paydalarını genişletmek gerek.

KUDÜS’Ü BAŞKA AÇILARDAN DA GÜNDEME GETİRMEK

Evet üç din açısından da Kudüs kutsal bir mekandır, yani dini bir mekandır aslında. Öte yandan hiç unutmayalım ki, aynı zamanda Kudüs yaşayan tarihi bir hazinedir. Eski Yahudi devletinden, Kutsal Roma’ya, İslam devletinden Osmanlı'ya kadar, birçok medeniyetin çok kıymetli tarihi eserleri de bu şehirdedir.

İsrail bu tarihi eserlerden birinin, Mescidi Aksa’nın altında başlattığı kazıyı derinleştirdi ve yaygınlaştırdı. Bu, hıristiyanlara ait Kıyamet Kilisesi gibi yapılara da zarar verecek hale geldi.

UNESCO bu konuda son derece duyarlı bir kurum. Geçen yıl, İsrail’in, Mescidi Aksa ve çevresinde egemenlik hakkı iddialarını ve yürüttüğü kazıları kınayan bir karar yayınlamıştı.

Kudüs’ü bu açıdan da tartışmaya açmak, gündeme getirmek gerekir.

KUDÜS ARAŞTIRMA MERKEZİ YOK

Geçtiğimiz günlerde Kudüs Platformu üyesi Ayşegül Yıldırım Kara Türkiye’de bir ‘Kudüs Araştırmaları Merkezi’ bulunmadığını, platformun bu merkezi kurmak için uğraştığını anlattı. Şaşırdım. Kudüs için bu kadar duyarlı olan ülkemizde, üniversitelerimizde ya da bağımsız olarak bir bilimsel araştırma merkezinin olmaması üzücü.

Eğer böyle bir araştırma merkezimiz olsaydı, belki arkeolojiden sanata, inançtan mimariye, kültürden filolojiye kadar, birçok alanda bilimsel çalışmalar yapar, Kudüs’ü gündemde tutardık.

KUDÜS ZİRVESİ İÇİN ÖNEMLİ NOT

Türkiye, ABD’nin, Kudüs’ü İsrail’in başkent ilan etmesi nedeniyle İstanbul’da bir zirve düzenliyor. Sanırım bu zirve Kudüs’ün geleceği, uluslararası statüsü ve işgalden kurtulması için önemli fırsatlardan biri olacaktır.

 ABD Başkanı’nın açıklamasından sonra dünyanın birçok yerinde gösteriler, tepkiler ve olaylar olacaktır. Herkes en yoğun tepkilerini, en duygusal şekilde verecektir eminim. Buna da ihtiyaç var.

Ancak bu zirvede slogan, öfke ve hamasetten ziyade uzun vadeli planlara, kurumsal yapılara, stratejilere ve güçlü birlikteliklere ihtiyacımız olduğunu unutmayalım.

Ev sahibi Cumhurbaşkanı Erdoğan olacağından, konuyu bu açılardan da gündeme getirebilir diye düşünüyorum.

SON DAKİKA

#title#

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz. Beni Haberdar Et