GAZETE YAZARI

15 Temmuz’u fonlayan Körfez ülkesi

12 Haziran 2017, 04.00
Mehmet Acet

Mehmet Acet

İstanbul Beyoğlu Belediyesi’nin birkaç ayda bir düzenlediği “Beyoğlu Buluşmaları” isimli bir platform var.

Dar katılımlı davetli listesi ve bir ana konuşmacı…

Format bu şekilde.

5-6 ay kadar önce bu platformun konuşmacısı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu olmuştu.

15 Temmuz’u fonlayan Körfez ülkesi

15 Temmuz’u fonlayan Körfez ülkesi

Haber Merkezi

Uhdesindeki konularla ilgili ufuk turu yapan Çavuşoğlu, konuşmasının bir yerinde “Türkiye’deki darbe girişimine parasal destek sağlayan bir Müslüman ülkeden” söz edince kulak kabarttık.

Bakanın ağzından duyduğumuz cümle şöyle bir şey idi:

“Türkiye’deki darbe kalkışmasına, hükümeti gayrı meşru yöntemlerle devirme çabalarına bir ülkenin 3 milyar dolar para desteğini sağladığını biliyoruz. Üstelik bu, Müslüman bir ülke.”

Konuşma devam ederken, “Çavuşoğlu hangi ülkeyi işaret ediyor?” diye sorduk.

Cevap tahmin ettiğimiz gibiydi.

“Birleşik Arap Emirlikleri…”

“NASIL PARALAR HARCANDIĞINI ÇOK İYİ BİLİYORUZ”

Cuma akşamı Ak Parti teşkilatlarına iftar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Körfez krizi başladıktan bu yana, Türkiye’nin duruşunu en net yansıtan konuşmayı o akşam yapmıştı.

Konuşmanın bir yerinde “15 Temmuz’a sevinenler” diye bir bağlam vardı.

Erdoğan, “Darbe girişimi olduğu zaman Körfez’de kimlerin buna sevindiğini çok iyi biliyoruz” deyip, şöyle devam etti:

“Birilerinin istihbarat örgütleri varsa bizim de var. Kimlerin o geceyi nasıl geçirdiğini çok iyi biliyoruz. Türkiye’de ne oldu, ne oluyor, bitti mi, gidiyor mu, darbe neticeye ulaştı mı, ulaşıyor mu? Bunu takip edenleri çok iyi biliyoruz. Nasıl paralar harcandığını çok iyi biliyoruz.”

Özellikle son cümleye dikkat.

“Nasıl paralar harcandığını çok iyi biliyoruz.”

Cumhurbaşkanı’nın bu sözleri, 5-6 ay önce Beyoğlu buluşmalarında konuşan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun daha açık şekilde telaffuz ettiği konuyla kesişiyor.

3 MİLYAR DOLAR NEREYE NASIL HARCANDI?

Katar krizinin en şahin aktörünün Birleşik Arap Emirlikleri olduğunu biliyoruz.

Bu körfez ülkesinin ismi, Türkiye’de sadece 15 Temmuz bahsinde değil, çok daha öncelerden, Gezi eylemlerinden beri kulağımıza çalınıyor.

3 milyar dolar çok ciddi bir rakam.

Cumhurbaşkanı'na bu bilgileri veren istihbarat teşkilatı, bu paraların nerelerde nasıl harcandığı konusunda da mutlaka fikir sahibi olmalı.

Belki o bilgiler de ortaya çıkar.

Ancak biz, açık kaynaklardan bu paraların bir kısmının son krizde nasıl harcandığına dair bir takım verilere şimdiden sahibiz.

Mesela…

Ortadoğu’dan haberler, yorumlar geçen Middle East Eye isimli yayın kuruluşunun baş editörü David Hearst şu bir haftalık Katar kriziyle ilgili çok çarpıcı bir iddiada bulundu.

Dedi ki:

“Katar krizi patlak vermeden önce ABD basınında Katar ve teröre verilen destek başlığıyla 14 haber/makale yayınlandı. Normalde ABD basınının bugünlerde Katar ile ilgilenmesini gerektiren bir durum yoktu. Ama bu haber ve makaleler parayla hazırlatıldı.”

Nasıl ama?

ABD basını deyip geçmeyelim lütfen.

Onların yer yer ülkemizde de hissettiğimiz şöyle bir gücü var.

Herhangi bir ABD gazetesinde çıkan bir haber, tercüme yoluyla dünyanın her yerinde kolayca yayılıp, ses getirebiliyor. 

Bu kadar güçlü yayılım gücüne sahip basın kuruluşlarına az para ödenmemiştir herhalde.

TÜRKİYE ALEYHTARI HABERLER DE Mİ PARAYLA YAZDIRILDI?

Peki, David Hearst’in patlattığı bu bomba ile Türkiye’deki darbe girişimleri için harcanan paralar arasında bir korelasyon kurulabilir mi?

Körfez krizi patlak vermeden önce Katar aleyhine yapılan 14 haber/yorum para karşılığı yapıldıysa eğer, ABD’nin koca koca gazetelerinde yayınlandığında tek elden yönetilen bir kampanya olduğu apaçık belli olan Türkiye konulu haberlerin bedavaya gittiğini düşünebilir miyiz?

Hele hele bir Körfez ülkesinin Türkiye’deki yönetimi devirmek için 3 milyar dolar fon sağladığını düşünecek olursak.

Şimdilik cevabı bizde olmadığı için sadece soralım.

Acaba, 2013 sonbaharında ABD basınında aynı günlerde yayınlanan haber/yorumlarla ülkenin tepe yöneticilerini doğrudan hedef alan, bir kara propaganda olduğu hemen belli olan tezviratlar Birleşik Arap Emirlikleri fonuyla mı beslendi?

Bir acabamız daha var.

Acaba, 15 Temmuz’a giden yolda yine ABD basınında “Türkiye’de yakında darbe olabilir” temasıyla çıkan haberler siparişle, parası ödenerek yapılmış haberler mi idi?

3 milyar dolar para az mı?

Kim bilir bu kirli paralar başka kimin cebine hangi misyonu üstlendiği için girdi?