GAZETE YAZARI

Korkunun ecele faydası

12 Ekim 2017, 04.00
Rasim Özdenören

Rasim Özdenören

1940 yılında Maraş’ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini Maraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu şehirlerinde tamamladı. İ.Ü. Hukuk Fakültesini ve İ.Ü. Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatı’nda uzman olarak çalıştı. 1970-1971’de araştırma amacıyla ABD’nin çeşitli eyaletlerinde iki yıl kaldı. 1975 yılında Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği görevine geldi. Aynı bakanlıkta bir yıl müfettişlik yaptı. Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığında Daire Başkanlığı, Genel Sekreter Yardımcılığı, Genel Sekreterlik, Müşavirlik görevlerinde bulundu. 2005 yılında Genel Sekreter unvanıyla emekliye ayrıldı. Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikâyeleri TV filmi yapılmış, bunlardan ilki, Uluslararası Prag TV Filmleri Yarışmasında jüri özel ödülünü almıştır. 2008 yılında Türk Dil Kurumu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, RTÜK’ün iştirakiyle düzenlenen Karaman Türk Dili Ödülü’nde “Türkçeyi güzel ve doğru kullanan edebiyatçı ödülü” Rasim Özdenören’e verilmiştir. Yazar 2009 yılında TBMM Üstün Hizmet Ödülü’ne layık bulunmuştur. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi tarafından 2011’de ve Sakarya Üniversitesi tarafından 2015’te fahri doktora unvanı verilen ve bugüne dek onlarca hikayeye imza atan usta yazar hakkında çok sayıda tez, özel sayı ve kitap hazırlanmıştır. 

Yazarın eserleri şunlardır: 

Hastalar ve Işıklar, Gül Yetiştiren Adam, Çözülme, Çok Sesli Bir Ölüm, Çarpılmışlar, Eşikte Duran İnsan, Denize Açılan Kapı (Yazarlar Birliğinden 1984 yılında ‘hikâye’ alanında ‘yılın hikâyecisi’ ödülünü aldı), İki Dünya (Türkiye Millî Kültür Vakfı tarafından fikir dalında 1978 jüri özel ödülü aldı), Yaşadığımız Günler, Ruhun Malzemeleri, Yeniden İnanmak, Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler, Müslümanca Yaşamak, Kafa Karıştıran Kelimeler, Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı, Red Yazıları, Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti, Ben ve Hayat ve Ölüm, Acemi Yolcu, İpin Ucu, Çapraz İlişkiler, Kent İlişkileri, Köpekçe Düşünceler, Kuyu, Ansızın Yola Çıkmak, Aşkın Diyalektiği, Yazı İmge ve Gerçeklik, Düşünsel Duruş, İmkânsız Öyküler.

Korkunun ecele faydası yok, diyor atalarımızın bir sözü.

Acaba?

Peyami Safa’nın 9. Hariciye Koğuşu romanının kahramanı, bacağından ameliyat olmayı beklerken, ameliyatı sırasında en çok “korkmaktan korktuğunu” söylüyordu. İstiyordu ki, ameliyata, korkusuzca, cesurca tahammül etsin ve operasyon öylece sonuçlansın. Ama böyle düşünmek, bir bakıma, can taşımıyor olmayı tazammun etmiyor mu? İnsanın, canının acımayacağını düşünmesi, ancak canının var bulunmamasıyla kaim olabilir. Canlı gövde acı duyar. Canlı gövde, en pörsümüş halinde bile acı duymaya istidatlıdır. Acı duyma istidadının ortadan kalkmış olması demek, o gövdenin ölü hale gelmiş olmasıyla eşanlam taşır. Gövde ne denli canlıysa, bu demektir ki, ne denli genç ve körpeyse, onun acı duyma istidadı da o denli yüksek olur. Böylece, acı ile canlılık; canlı olmayla da gençlik arasında ilgileşim bulunduğunu söylemiş oluyoruz.

Korkunun ecele faydası

Korkunun ecele faydası

Haber Merkezi


Hâce Yusuf-i Hemedanî, “canlı, avunup teselli olan kişidir” diyor. Ve ekliyor: “Hayat da avunmak, teselli olmaktır.” Ancak canlıların (mahlûkatın) teselli ve huzur bulma yerleri farklıdır. ... “Çünkü dünya metaı ile huzur bulup avunma konusunda tüm hayvanlar, böcekler, vahşi ve ehli hayvanlar, kuş ve balıklar ortaktır.” (Hayat Nedir, İnsan Y., çev: Necdet Tosun, İst. 1998, s. 54).

Demek ki, canlı olmanın ve canlı kalmanın asgari şartı, dünya ile irtibatlı bulunmaktır ve dünya ile irtibat kurma hususunda insanla böcek aynı seviyede durmakta ve bulunmaktadır. Böcek ve hayvan makulesindeki öteki mahlûkat için dünya irtibatı yalnızca canlı kalmak gibi bir işleve sahiptir. Bu nedenle hayvanlarla aynı seviyede yaşamayı talep eden insan için: “Bırak onları, yesinler, zevk alsınlar, ümit onları avundursun; ilerde görecekler.” denilmiştir (Kur'an: 15/3). 

Gövdenin canlı ve sağlıklı biçimde muhafazası, insanın, asıl yurdu olarak gösterilen ahret hayatına hazırlanabilmesinin ön şartı olarak görünüyor. Bu bakımdan, gövdenin acı duymasından kaygılanıyoruz. Acı duyma doruk noktasına ulaşınca, belki de acı zıddına inkılâp edecek ve acı duyulmaz hale gelecektir (ölü olma hali). Romanın kahramanının korkmaktan korktuğunu, böyle de okuyabiliriz: acı duymak, bir bakıma emaneti muhafaza edememek anlamına gelebileceği gibi; bir bakıma da, acının zıddına dönüşmesini tazammun eden bir anlama da çekilebilecek ve ölüm korkusuyla eşleşebilecektir. Acı çekmenin hayatta kalma istenciyle örtüştüğü de söylenebilecektir böylece.

SON DAKİKA

#title#

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz. Beni Haberdar Et